Öncelikle Fenerbahçe’nin unutulmayacak başkanlarından Faruk Ilgaz’a Allah’tan rahmet diliyorum.
Özellikle Türkiye’de, İstanbul’da sefalet içindeki hallerini gördükçe içim parçalanan Suriyeliler’e sabırlar diliyorum.
Bazılarının yaşam mücadelesinde ayakta kalabilmeleri çok zor, çok… Hiç kimse isteyerek bu hale düşmez. Bazen başkalarının yanlışı, insanları yerde bırakır.
Allah onlara da, bize de kolaylık versin.
Ve;
Gazze’de yaşananlar insanlık ötesi.
Kimse ölmesin…
Çocuklar hiç ölmesin…
Ne yazık ki bu, kalpten gelen saf bir istek olarak kalacak.
Dünyanın çok yerinden geliyor maalesef benzer haberler. Ne desem az; İnsanlık ölmesin…

***
Futbol dünyası ise taktik maçları, avrupa elemeleri, transfer haberleri derken sanki biraz daha hızlı dönmeye başladı.
Beşiktaş, futbol direktörü Önder Özen’in ayrılmasıyla sarsılrken, Demba Ba ile gündem yarattı.
Demba Ba, üzerinde uzun uzadıya tartışılacak bir isim değil.
Bilinen bir futbolcu.
Özellikle ligde Liverpool, Şampiyonlar Ligi’nde PSG’ye attığı goller hafızalarda.
Kağıt üzerinde -bence- çok doğru bir hamle.

***
Birkaç gündür konuşuyoruz.
Demba Ba için Chelsea’nin ilk etapta istediğinin 13 milyon euro olduğunu okuyunca
“bu rakama olmaz” demiştim.
Düşündüğüm gibi…
Resmi açıklamayı henüz görmedim ama söylenen bonservis bedeli 6-7 milyon euro civarında.
Maliyet hesabı yöneticinin sorumluluğunda olsa da,Demba Ba gibi bir futbolcu için makul bir rakam.
Ne var ki; Chelsea bonservis olarak Beşiktaş’ın vereceği rakamlara inse de, Demba Ba’nın istediği rakamın 5 milyon avro sınırında olduğu yazıldığında yine “bu rakama olmaz” dedim.
Olmazdı çünkü, Beşiktaş Başkanı Fikret Orman’ın söylediği gibi, UEFA’nın titizlikle üzerinde durduğu finansal fair play kuralları vardı.
Beşiktaş’ın bütçesini fazlasıyla aşıyordu 5 milyon euro.
Yine okuduğum, Demba Ba’ya verilecek para 2.5 milyon euro civarında.Bu para da futbol ekonomisinin geldiği noktada makul bir para..

***

Fenerbahçe’de transfer hareketliğiliği yok, en azından bugünlerde.
Galatasaray, Tarık Çamdal için uğraşıyor.
Bunun için 3.5 milyon euro ve Yekta, Engin ya da Emre Çolak’tan birinin takası söz konusu.
Galatasaray’ın kanatlarda çok yönlü olan Türk bir futbolcuya ihtiyacı var.
O kadar eder mi etmez mi , o kadar verlir mi verilmez mi soruları bir yana, bu anlamda Tarık Çamdal da bence doğru tercih.
Trabzonspor ise Vahid Halilhodziç’in gelişiyle yavaş yavaş transferde de adını duyuruyor.
Transferde adı geçen futbolculardan Carl Medjani de iyi tercihlerden…

***

Bursaspor’a başarı dileklerimizi iletelim.
Avrupa Ligi’ne girme yolunda ilk adımı bu gece atıyorlar.
Sezon başı sürprizlere açık olur ama Bursaspor etkili kadrosuyla, zorluk yaşasa da bu engeli aşacak güce fazlasıyla sahip.
Maç saat 21.30′da.
TRT 3′de..

***
Bu arada…
Avrupa Ligi’ne girme mücadelesi veren takımlarımızdan Karabükspor, bir tribüne seyirci alamayacak.
Biliyorsunuz maçlar başlamadan önce Uefa statları kontol edip bir rapor hazırlar.
Necmettin Şeyhoğlu Stadı için yazılan raporda bir tribünün eğiminin tehlikeli olduğuna dikkat çekiliyor.
Bilmem UEFA’nın tehlikeli bulduğu ve seyirci aldırmadığı tribün için futbol federasyonu nasıl bir karar alacak?
Karabüksporlu yöneticilerin de bu konuya duyarlı olacaklarından kuşku duymuyorum…

***

Bu arada federasyon kupa statüsüyle ilgili bir karar aldı.
Kupa Şampiyonlar Ligi gibi oynanacak..
Kendi adıma kupanın, ruhu gereği elemeli oynanması gerektiğini düşünürüm. Baştan sona elemeli.
Hatta, mesela diyelim ki, Bursaspor ile Sakaryaspor karşı karşıa geliyor.
Bursaspor’un 5 yabancı oynatma hakkı var.
Ama Sakaryaspor’un bulunduğu lig gereği yabancısı yok.
Haksızlık değil mi?
Böyle durumlarda, kadroların, alt lig takımının statüsüne göre oluşturulması gerektiğini savunurum.
Neyse.
Tekrar edeyim, bence kupa baştan sona elemeli olmalı.
Ne var ki futbol ekonomisi buna pek yanaşmıyor.
Yayın hakkını elinde bulunduran kuruluş da böyle bir düzenlemeyi istiyor.
O nedenle Şampiyonlar Ligi statüsü Türkiye Kupası için bence fena bir sistem değil.En azından son 16 takım, eleme oynayarak finale gelecek.

***
Bugün17 temmuz perşembe…
Yarın UEFA’nın kura çekimi var.
Bu nedenle kamuoyu, UEFA’nın Türkiye ile ilgili değerlendirmesini bugün tamamlayıp karar açıklamasını bekliyor.
Biz de bekliyoruz.
Bakalam UEFA karar açıklayacak mı?
Açıklarsa bu kararlar futbolumuzu ne derece etkileyecek?
Artık saatleri sayıyoruz.

 

Hiç lafı dolandırmadan, sonda değil başta söyleyeyim..
Galatasaray’ın basketbolda son maça çıkmama kararı sporumuz açısından bir dönüm noktasıdır.
Şimdi yanlış anlamaların önüne geçmek için hemen şunu da eklemeliyim.
Galatasaray yönetiminin maça çıkmama kararı doğrudur falan demiyorum aman ha!
Orası Galatasaray’ı, Galatasaraylılar’ı ilgilendirir.
Doğru mu yanlış mı Galatasaraylılar tartışsın.
Ki gelen haberlere göre camianın ileri gelenlerinden, kararı destekleyenleyenler de var, öyle şey olur mu diyen de…

***

Galatasaray bu maça gerçekten de federasyonu protesto etmek için çıkmıyor olabilir,
Galatasaray bu maça, başka hesaplarla, iyi niyet taşımadan da çıkmıyor olabilir.
Ben işin orasında değilim…
O tarafta değilim.

***
Ben yönetmekle görevli otoritenin (Federasyon) saygınlığını yitirmiş olması tarafındayım.
Ben otoritenin verdiği her kararın saygısızca tartışıldığı, yöneticilerin çözüm üretmek yerine, yangına körükle gittiği yerdeyim.

***

Dün galatasaray koçu Ergin Ataman can güvenliğinden söz ediyordu, bugün Fenerbahçe basketbol idari menajeri Cenk Renda da can güvenliğinden sözediyor.
Nedir bu can güvenlği, basit iki kelime mi?

***

Dün Fenerbahçe “Bu basketbol federasyonunu tanımıyoruz, aldıkları kararlar yok hükmündedir”diyordu,
bugün Galatasaray “Basketbol federasyonunu tanımıyoruz, aldıkları kararları yok sayıyoruz” diyor.
Otorite hiç bu kadar sarsılmamıştı.
Bu oyun artık bizim sevdiğimiz “Ilove this game” olmaktan çıktı…

***
Varolan hiçbir sorunumuzu çözmeden buralara geldik.
Şimdi bir milat.
Sadece basketbol değil, futbol ailesi de başını iki elinin arasına alıp düşünecek.
Ya böyle gelmiş böyle gider diyip, idare edecekler.
Ya da gerçekten sağlam ve saygın bir otorite oluşturacaklar…

***
İster son maç bir şekilde oynansın, (Ama perşembe oynanması taraftarı değilim? Bu gelişmelerden sonra olmaz)
İster oynanmasın Fenerbahçe şampiyonluk kupasını alsın.
Bu karar basketbol için de, futbol için de oturup karar verme zilini çalmıştır..
Karar verin..
Ya birbirimizi suçlayıp, sen öyle yaptın da o şöyle yaptı da falan diyip bir şekilde idare edeceğiz. Böyle gelmiş böyle gider misali…
Ya da
Yeni bir spor dünyası inşaa edeceğiz..

 

İmza olana kadar, Ronaldinho hikayesini daha çok anlatırız.
Önce altını yine çizelim!..
‘Ronaldinho’
Ama hangi Ronaldinho? O bizim hafızalarımızdaki, özellikle Barcelona‘daki Ronaldinho mu?
Kıvrak…
Topla birlikte hareket halindeyken baş döndüren,
düşündüğü yere vuran,
topu adrese teslim eden Ronaldinho mu?
Ben gibi futbolu sevenler ve büyük çoğunlukta Beşiktaş taraftarı bu Ronaldinho‘yu hayal ediyor.
Bu Ronaldinho‘yu bekliyor.

* * *
Kendi adıma ben de “Elbette gelsin Ronaldinhoderim, diyorum…
“Hayalimdeki Ronaldinho olmasa da, 3 hareket görsem, dünya gözüyle izlesem yeter” diyorum..
* * *
Ama ‘eskilerin deyimiyle’ kazın ayağı öyle değil!..
Bırakın gazeteci, yorumcu olmayı… İş biraz ‘bilinçli futbolsever’ olmaya gelince, sadece bugünü değil yarını da düşünmeye başlıyorsunuz…

O paralara değer mi?
O paralara o isteklere ‘evet’ denir mi?

* * *
Değer mi değmez mi yaşamadan bilemezsin…
Gelmeden önce gelecek programını izlemiyorsun.
Film değil ki bu, hayatın ta kendisi.
Risk…
Bu riski alacak olan da yönetici. 
Çünkü taraftar hep ister…
İster…
Drogba‘yı da ister, Sneijder‘i de ister, İbrahimoviç‘i de ister, Nani‘yi de ister, Casillas‘ı da, Quaresma‘yı da, Simao Sabroza‘yı, Guti’yi, Di Mariya‘yı ister…
Neyi vereceğini, neyi vermeyeceğini, neyi vermesi gerektiğini yönetici seçecek.
Adı üzerinde, O yüzden yönetici.
* * *
Bilin ki;
ola ki o risk, istenen şekilde sonuç vermezse, bedelini ödeyecek olan, sadece bu kararı veren yöneticiler olmaz.
Taraftar da bedel öder.
Simao, Quaresma, Tabata, Ferrari, Del Bosque gibi sözleşme sıkıntıları yaşanmasa Beşiktaş, Avrupa’dan mali kriterler yüzünden dışarı atılır mıydı?
Ki; taraftar o zamanlar “Yetmeeez” diye tezahürat yapıyordu.

* * *
Artık durumun ciddiyeti ortada. Herkes ayağını yorgana göre uzatacak.
4 milyon 5 milyon 6 milyon büyük para… Çok büyük para. Maliyet hesaplarını iyi yapmak gerek.
Ha!..
Var mı bu işin karşılığı… Var mı sigortan…
O zaman amenna.
* * *
İşin başka tarafı da var.
Bugün gazetelerde Ronaldinho‘nun 3 gün 3 gece sürmesi planlanan ama fotoğraflar sızınca yarıda kesilen parti haberleri var.
Bunu iyidir kötüdür anlamında söylemiyorum.
Kişiden kişiye değişir. “Bana ne kardeşim, ben sahaya bakarım“diyen de vardır, “Böyle yaşayan adam sahada da bi şey veremez” diyen de çıkar.
Geçenlerde şunu söyledim…
Fernandes var ya Fernandes
Ronaldinho‘nun yanında gece aleminde çırak kalır…
Hesap yaparken bunu da yazın bir kenara…
Sonra kızmayalım adama…

* * *

Sözün Özü: Taraftar olsam hiç düşünmem “Gelsin” derim…
Ama yönetici olsam, adı Ronaldinho da olsa, kılı kırk yararım…

 

KURAL HATASI MI, HAKEM HATASI MI?

Futbolumuzda gündem o kadar çabuk değişiyor ki yetişemiyorum…
Kasımpaşa – Beşiktaş maçıyla başlayan kural tartışmaları önemli.
İki konu var çok hassas..
Birincisi, 40 yılda bir gerçekleşen olaylar, baktımız ki içinden çıkılması zor hale geliyor, hemen müdahele edeceksiniz.

Ne yapacaksınız? Anında UEFA’dan görüş isteyeceksiniz.

Anında..

UEFA’nın hakemlerimizi de eğiten ismi Jaap Uilenberg’i getireceksiniz.
Dahası Pierluigi Collina’dan yardım isteyeceksiniz.
Olay pazar mı oldu?
Siz çarşamba günü bir basın toplantısı gerçekleştirip,
“Olması gereken budur” diyeceksiniz.
Ancak böyle önüne geçebilirdiniz yaratılan algının..

* * *
Ne oldu şimdi?
En aklı başında, en sevdiğim, okuduğum-dinlediğim yorumcular dahi bağırarak konuşmaya başladı…
Bu algı oluşurken müdahele gerekirdi.
Çünkü yanlış olan bir algı yerleştiğinde, o algıyı oradan söküp almak öyle kolay olmuyor.

* * *
Şimdi, Merkez Hakem Kurulu’ndan beklentim, Beşiktaş’ın itirazını karara bağladıktan sonra böyle bir bilgilendirme toplantısı düzenlemeleri…
Kural hatasıysa, neden?
Kural hatası değilse, neden?
“Kural hatası” diyen hakem yorumcuları var.
“Kural hatası değil” diyen hakem yorumcuları var.
Ben de taaa en başından bu yana, “hakemin çok kötü, berbat bir uygulama hatası ama kural hatası değil” diyenlerdenim.
Hepimiz öğrenelim.
Bilgi olmadan ya da eksik / yanlış bilgilerle fikir yürüte yürüte farkında olmadan onarılmaz yaralar açıyoruz futbolumuza.

***
Gelelim işin Donk boyutuna.
Diyorum ya, dünyada belki ilk kez böyle bir olay oldu.
Belki olduğu anda, saha içindeki hakem uygulamasında çelişkili davranabilirsiniz.
Ama sonra,
yapmanız gerekeni yapmalısınız.
Nasıl ki rakibine şiddeti vuran, yaralayıcı sakatlayıcı hareket yapan ceza alıyor.
Donk da futbolun ruhuna bu hareketi yapmıştır.
Donk da almalı.