90+2
Old Trafford
* * *
Derin bir sessizlik sonrası; tribünler sevinç çığlıkları atmaya hazırlanıyor…
Mucize gerçekleşmek üzere…
QPR “Olmaz” denileni gerçekleştirmek için saniyeleri sayıyor…
United taraftarı, deyim yerindeyse tırnaklarını yiyor, zaman geçmek bilmiyor…
Şampiyonluk o kadar yakın ki…
* * *
90+2
Etihad
* * *
Ciyt taraftarı skorborda bakıyor ve gözlerine inanamıyor…
QPR nasıl olur da önde olabilir.
Ama öyle..
Şampiyonluk gitti gidiyor..
Ama nasıl olur?
Futbolun beşiği İngiltere orası, elbette olabilir.
Ama olmasın; City kazansın, kupayı alsın..
* * *
90+3
Old Trafford
* * *
Oluyor galiba..
Mucizeydi galiba ama oluyor mu ne?
QPR kazanıyor!… Maç bitti bitecek ve United hiç beklemediği ama çılgınlar gibi sevineceği bir şampiyonluğu kucaklayacak…
Ne mucize ama…
Futbol ne güzel,
futbol nasıl da heyecan verici…
* * *
90+3
Etihad
* * *
Ama sadece bir kaç dakika kaldı.. Nasıl olacak? Goller o dakikalara nasıl sığacak?
Ama o da ne?
Gooooll..
Dzeko..
2-2
Gooolll..
Ama;
Sevinç çok uzun sürmüyor..
“İyi de beraberlik yetmez ki! Bize bir gol daha gerekiyor… Zaman. Zaman durmuyor… Zaman geçiyor… Gol sevinci tamam ama;
bir tane daha lazım… Maç bitti bitiyor..
* * *
90+4
Old Trafford
* * *
Ne?
Gol mü geldi? Hay Allah!
Ne kadar kalmıştı maçın bitmesine… Sadece bir kaç dakika…
Bu bize yeter ama;
“Hani Barcelona’da, Nou Camp’ta Bayern Münih’in elinden Şampiyonlar Ligi kupasını kazanmıştık, sevinmiştik ya!.. Ya aynı duyguyu biz yaşarsak…
Yaşamayalım..
Bu dakikada gelecek golü kaldırmak çok zor olur..
* * *
90+4
Etihad
* * *
Gooool
Agueroooo…
Oldu…
Futbol bir kez daha mucize yanını gösterdi…
Bu olağanüstü bir durum.
Gitti denilen kupa geldi.
Hem de nasıl geldi?
Kalpleri yerinden fırlatarak geldi..
* * *
Bir yarış ancak böyle güzel bitebilirdi…
İngiltere’deki bu futbol heyecanına biz de Türkiye’den tanıklık ettik..
Bir kez daha anladık ki;
dünya,
Premier Ligi boşuna izlemiyor…
Belki torunlarımız görecek ama
darısı bizim başımıza..
Ben Futbol Federasyonu’nun karar verme noktasındaki bir yetkilisi olsam;
kupa töreninin maç akşamı Kadıköy’de yapılması konusunda bir karar almanın yanında durmazdım…
* * *
Çünkü,
belli ki maç zaten –saha içinde temiz olsa da- gergin geçecek…
O gerginlikten sonra bir taraf haklı sevincini yaşarken,
camiası milyonlarla ifade edilen diğer taraf üzülmekten öte bir duygu yaşayacak…
* * *
Neresinden bakarsanız bakın, -yüksek ihtimalle- maç sonrası özellikle Fenerbahçe’nin kaybetmesi durumunda
ortam o kupa töreninin gerçekleşmesi için düşünülen, istenilen, olması gereken atmosferde olmayacak.
* * *
E, bu durumda ben futbol federasyonu yetkilisi olsam,
daha de gerginlik yaratma potansiyeline sahip bu töreni o geceye planlamam…
* * *
Ben Futbol Federasyonu yetkilisi olsam,
kazanan takıma; kupasını hani Şampiyonlar Ligi Finali öncesi görkemli gösteriler yapılır ya… Hah işte öyle bir “festivalin” planlamasını ve organizasyonu
yapar, şampiyona ertesi gün – kendi mabedinde- verirdim…
* * *
Ve …
Ben Fatih Terim’in yerinde olsam;
madem ki Futbol Federasyonu “kupa sahibine maçtan sonra Şükrü Saraçoğlu Stadı’nda verilecek “ yönündeki kararını açıklamış…
Elbette o kupayı Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadı’nda kaldırmatı isterdim…
* * *
Nitekim;
kabul etsek de, etmesek de bazı durumlar Psikolojik üstünlük olarak değerlendiriliyor…
* * *
Galatasaray’ın o kupayı Kadıköy’de almak istemesinin de ,
Fenerbahçe’nin kupa törenini erteletmek istemesinin temelinde bu duygu yatıyor…
Psikolojik üstünlük…
* * *
Sonuçta;
Kupa töreni yaklaşık 23.50’de yapılabildi…
Yani maç bitiminden 3 saat kadar sonra..
İşte Futbol Federasyonu şartların uygun olmama ihtimalini dikkate alarak plan yapmalıydı…
En azından bu sezon için…
Offff!…
Ne maçlardı ama; kalbe zarar!
Birisi benim için asrın karşılaşması…
Fenerbahçe – Galatasaray…
Çünkü ben hatırlamıyorum,
İki takım da şampiyonluk iddiası taşıyacak ve
Son hafta birbirleriyle karşılaşacak…
Neresinden baksan örneği yok.
Böyle bir heyecanı milyonlara aktarmak,
mikrofon başında olmak…
İstemez miyim ? İsterdim elbet…
* * *
Off ki ne offf!…
QPR; dünyasını başına yıkmak üzereydi ki;
90+4′de Aguero çıktı sahneye,
Kupa City’ye…
O anda , o golü anlatmak
tarihe tanıklık etmek vardı…
Anlatanlar ne şanslı…
Hep söylüyorum…
Tekrar ediyorum…
Bu sistem için doğruyla yanlış
tamamıyla birbirine karıştı…
* * *
Kurallar esnetilebiliyor,
Değiştirilebiliyor…
Neresinden tutsam bir parça elimde kalıyor.
O nedenle yorumlarım – tespitlerim çoğu zaman kalpten / etikten tamamen uzakta,
Sadece -Sisteme uygun mantıkla- yaptığım yorumlardır…
* * *
Bir sene içinde 3. Futbol federasyonunu gördük…
Mahmut Özgener, Mehmet Ali Aydınlar ve Yıldırım Demirören..
* * *
Sonuçta neresinden baksanız futbolumuzda 10 yıldır aynı duvarlra çarpıyoruz.
Bu hiç değişmiyor…
Varolan sorunlar bir türlü çözülmüyor…
Futbol uzun zamandır gerilimden besleniyor…
* * *
İnsanımız parasını ödeyerek aldığı bir buzdolabı için , televizyon için, ne biliyim araba için Avrupa Standardı arıyor..
Konu futbola geldiğinde İngiltere’deki futbol kalitesinde imrenerek bakan bizler, Türkiye’de bize sunulanla yetiniyoruz.
* * *
Dahası neredeyse kalite anlamında tu kaka düzeyine inmiş bir gösteriyi,
sanki oskarlıkmışçasına saatlerce konuşuyor, konuşulanları dinliyor, tartışmaları büyük bir heyecanla takip ediyoruz…
* * *
Yani gözü kör bir aşık gibi ayrılmıyoruz sevgiliden…
* * *
Teoman’ın şarkısında söylediği gibi sevgilinin verdiği kırıtılarla büyük aşk yaşıyoruz..
* * *
Ve ama; Avrupa’da hiçbir ülkede benim memleketimdeki kadar saha kapanmıyor…
Kadınlar ve Çocuklar…
Ne güzel uygulama ilk bakışta…
Ama en galiz küfürleri kadınların ağzından duyunca donup kalıyoruz…
* * *
Avrupa’da hiçbir kulüp, benim ülkemdeki kadar ceza ödemiyor…
* * *
Düzelebilir miyiz?
Evet elbette.
* * *
Ama önce düzelmeyi istemeliyiz.
Adaleti sadece bir kelime olmaktan çıkarıp, kalplerimize yerleştirmeliyiz.
* * *
Nasıl olacak bu?
Bizi buna inandıracak yönetici davranışıyla..
Bekliyoruz öyle yöneticileri…
Umarım gelirler…
* * *
Çok sevdiğim bir söz var.
Yaşar Kemal’in İnce Memed romanında geçer..
“Güzel inanlar güzel atlara binip gittiler”
* * *
Gelsinler…
* * *
Çok sevdiğim dostum Feridun Düzağaç’ın bir temennisi var:
“Bu maçı eninde sonunda iyilikspor kazanmalı”
Aldım verdim, ben seni yendim.. Katılmayan karşı takıma!…
* * *
Oyundayız…
İyi mücadele ediyoruz ama farklı mağlubuz…
Direniyoruz ama gol atamıyoruz…
* * *
Hani; Arda Turan ‘ın hayatının bir bölümünü anlatan bir kitap yazdım ya..
O kitabın önsözünde şu yazıyor:
“Çocukların nasihate değil, iyi bir örneğe ihtiyacı var”
İlk sayfada
“içindeki topu hiç patlatmayan top toplayıcılara” diyorum…
* * *
Takımın kazanabilmesi için,
“Güzel atlara binip giden güzel insanların” tozu dumana katıp geri dönmesine…
İyilikspor’un formasını giymesine ve
Futbol hastası çocuklardan en kocaman adamına kadar top toplayıcılara ihtiyacımız var…
***
Tamam kabul!.. Bu sistem karşısında kazanmamızın imkansız olduğunu anladık..
Ve tamam,
Kazanmaktan vazgeçebiliriz!
Tek koşulumuz var…
Yeter ki oyun adil oynanabilsin…
SONSUZLUK
Ne söylense eksik...

KİTAP… KİTAP… KİTAP…
Alırsanız... Okursanız.. Okuduktan sonra görüşlerinizi paylaşırsanız.. Beni mutlu edersiniz.. Bu kitabı ben yazdım :))
Film… Film…Film…
THE TOURIST: Aslında afiş herşeyi anlatıyor... Bir yanda J. Deep bir yanda A.Jolie.. Konusunu bile yazmayacağım. Filmin gösterime giriş tarihi 10 Aralık...
Twitter
Etiketler
ANI Arda Turan AVRUPALI TÜRKLER AYKUT BASKETBOL Beşiktaş BURSASPOR DENEMELER DERBY Dergi Dil Bilgisi ELEŞTİRİ Emre Belözoğlu EMİRHAN Ertuğrul Sağlam Fenerbahçe FUTBOL FİNAL\'DEN HEDİYE İSTEYENLER GALATASARAY HAGİ Hakem Kararları HAVADAN SUDAN HAYAT YOLU HAYAT YOLUM HAYAT YOLUMUN EL FENERLERİ KALECİLER Kayak LAF OLSUN MADRİD RÖPORTAJ RİJKAARD sakaryaspor Sarıkamış SENİ VURDUM BEN ÖLDÜM STOCH Su'dan sayfalar SİNEMA TORBA DOLSUN TRİBÜN UEFA Avrupa Ligi UEFA Statüsü UFUK VERONA ÖNERİ İletişim
